1987'den beri Kuşadası'ndan tüm dünyaya...
 
 

Ana Sayfa  | Hakkımızda | Fotoğraflar  |  Bize Yazın | İletişim | Ürünlerimiz

Kuşadası Hakkında  | Tarihi | Ulaşımı  | Konaklama  |  Emlakçılar | Önemli Telefonlar


Meryem Ana Evi

Efes

     

 

 

Kuşadası

Eskiden Menderes vadisinin iskeleleri Ayalasuluğ (Efes-Selçuk) ve Balat'tı (Milet). Ancak her iki limandan da deniz geçmesi gerekti. Bu olay Kuşadası'nın bulunduğu yerde gerçekleşti. Ticaret daha çok Venedik ve Cenovalılar'ın elinde olduğu için bu yeni iskele, İtalyanca bir adla - Scala Nouva adıyla anıldı. Burası konsoloslukları, ambarları ve tüccarları ile adeta bir ticatret kolonisi idi. Müslüman Türkler önceleri, daha çok, Kuşadası'ndan 5 kilometre kadar içeride bugün Atatürk Yolu diye adlandırılan yolun üzerinde Pilavtepe eteklerindeki Andızkule denilen yerleşim yerinde oturmayı tercih ediyorlardı.

Kuşadası kenti bugünkü yapısına aşağı yukarı 17. yy başında kavuşmaya başladı. Sultan Ahmet I ve Sultan Osman II zamanında iki kez sadrazam olan Öküz Mehmet Paşa, Kuşadası kentini surlarla çevirtti. Ayrıca bir han, hamam ve camiyi de içeren bir külliye inşa ettirdi. Kente bir su şebekesi kurdurdu ve yeni su getirtti. O zaman sular içinde kalan Kuşadası, Dağ ve Camiikebir Mahalleleri olmak üzere iki büyük mahalleden oluşuyordu.

Camiikebir Mahallesi, düzlükte kurulduğu için dar ama dik olarak kesen sokaklardan oluşuyordu. Sokaklar arasındaki ev grupları, sırt sırta iki evi alacak genişlikteydi. Kuşadası'nda evler, genellikle sokak üzerindedir ve arka taraflarında da birer avluları bulunmaktadır.

Dağ Mahallesinde evler ve bahçeler basamaklar halinde olduklarından birbirinin manzarasını engellemezler. Antik Efes kentindeki ünlü teras evler gibi kademeli sıralanmışlardır. Bu evler tipik Osmanlı evi görünümündedir. Çoğunun geniş saçakları ve bağdadi çıkıntıları bulunmaktadır. Genellikle klasik kiremit çatıyla kaplanmışladır. Bugün, eski Osmanlı kentini çevreleyen surlardan da çok az iz kalmıştır. Bu kalıntıların başında kale kapısı gelmektedir. Kemerli bir geçide sahip kapı, üzerinde yükselen bir kule ile tamamlanmaktadır. Kapını iç köşesinde eski bir çeşme bulunmaktadır. Çeşmenin tabanını antik bir lahit, yalağını ise yine antik bir kül lahdi teşkil etmektedir. Çeşme aynasında iki hayrat yazısı bulunmaktadır. Bunlardan biri on dokuzuncu yüzyıldan kalma Arap harfli, diğeri ise yakın tarihlerde kazınmıştır ve Latin harflidir. Bu haliyle çeşme, Kuşadası'nın geçmişini anlatır gibidir.

Kent genişledikçe yukarıda anılan iki mahalleye, Hacı Feyzullah, Alaca Mescit, Camii Atik, Türkmen Mahalleleri de eklenmiştir. 1960'lı yıllarda büyük bir turizm potansiyeline sahip olduğu keşfedilmiş; şehir bundan sonra hızlı bir gelişme göstermiştir. Özellikle son yıllarda, gerek kent içinde, gerekse civarda otel, motel, kamping, tatil köyü gibi birçok dinlenme tesisi ve yazlık villalar yapıldı. Bu arada bir de yat limanı inşa edildi ve liman tesisleri de geliştirildi.

Kuşadası, bugün Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden biridir. Bunun nedenlerini değerlendirirken, zengin tarihi çevrenin ve eşsiz plajların varlığının yanı sıra, bölgenin iklim koşullarını da belirtmemiz gerekmektedir. Kuşadası, hemen önünde başlayan kumsal kıyıları ile her şeyden önce bir plaj merkezidir.

Tusan, Akyar, Otuzbir, Kadınlar Denizi, Aslanburnu, Karaova, Güzelçamlı, Büyük ve K üçük Kalamaki, İlyas Ağa, Dipburun, Tavşanburnu plajları gibi temiz kumsallar kuzey ve güneye doğru kilometrelerce uzar, gider. Kumsal şeritlerinin toplam uzunluğu 20 kilometrenin üzerindedir. Geniş kumsalların yanı sıra, derinlikten hoşlananlar için, dalmaya elverişli kayalık koylar da Kuşadası'ndadır.



Ana Sayfa   :. Hakkımızda   :. Kuşadası   :. Fotoğraflar  :. Bize Yazın   :. İletişim   :. Ürünlerimiz


Türkçe | English

yapım: antugrafik@gmail.com


Google